<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sohbet6.net - sohbet, sohbet kanalları, sohbete, sohbeti &#187; özel günler</title>
	<atom:link href="http://www.sohbet6.net/index.php/category/ozel-gunler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sohbet6.net</link>
	<description>Sohbet altı !</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Mar 2010 20:41:20 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Zafer Bayramı 30 ağustos</title>
		<link>http://www.sohbet6.net/index.php/zafer-bayrami-30-agustos/</link>
		<comments>http://www.sohbet6.net/index.php/zafer-bayrami-30-agustos/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 20:56:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[özel günler]]></category>
		<category><![CDATA[30 ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[30 ağustos Zafer Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[zafer]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer bayramı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet6.net/?p=283</guid>
		<description><![CDATA[


 
Okunma Sayısı: 287
Türk tarihi zaferlerle doludur. Ama 30 Ağustos 1922’de  zaferle sonuçlanan Dumlupınar Savaşı, Türk ulusunun yeniden dirilişidir.
Malazgirt Savaşı’yla (1071) 26 Ağustos’ta Anadolu’nun Türklere kapıların açan  kahraman ordumuz; Başkomutanlık Meydan Muharebesi’yle de Anadolu topraklarının  Türk Vatanı&#8221; olduğunu önünde durulmaz bir iradeyle düşmana ispatlamıştır. Ve  yine ulusumuzun iradesiyle Cumhuriyet kurulmuştur.
Atatürk, ünlü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7559447271093920";
/* 300x250, oluşturulma 13.04.2010 */
google_ad_slot = "3286202437";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></-> 
<p class="sayac_bilgi"><font size="1" face="tahoma">Okunma Sayısı:</font><font size="1" color="red" face="tahoma"><b> 287</b></font></p>
<p>Türk tarihi <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/zafer">zafer</a>lerle doludur. Ama 30 Ağustos 1922’de  <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/zafer">zafer</a>le sonuçlanan Dumlupınar Savaşı, Türk ulusunun yeniden dirilişidir.</p>
<p>Malazgirt Savaşı’yla (1071) 26 Ağustos’ta Anadolu’nun Türklere kapıların açan  kahraman ordumuz; Başkomutanlık Meydan Muharebesi’yle de Anadolu topraklarının  Türk Vatanı&#8221; olduğunu önünde durulmaz bir iradeyle düşmana ispatlamıştır. Ve  yine ulusumuzun iradesiyle Cumhuriyet kurulmuştur.<br />
Atatürk, ünlü &#8220;Nutuk&#8221;unda Kurtuluş Savaşı’nı anlatır. Her Türk yurttaşının  okuması gereken Nutuk (Söylev)’da Atatürk savaşa nasıl hazırlandığımızı da  anlatmaktadır.</p>
<p>O’ndan öğrendiğimize göre: Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi  Komutanı ve İnönü Savaşları kahramanı İsmet Paşa ve Genelkurmay Başkanı Fevzi  Çakmak Paşa büyük bir gizlilik içinde taarruz planlarını hazırlarlar.</p>
<p>1922 Ağustos ayında Türk Ordusu taarruza geçmek için, Kurmay heyeti’nce karar  verilir. Mustafa Kemal, İsmet Bey, Fevzi Çakmak ve diğer paşalar ile kurmaylar;  savaşı yönetmek üzere Kocatepe’ye gelirler.</p>
<p>26 Ağustos sabah, saat 05.30’da Türk topçu birlikleri Afyon’un güneyinden düşman  siperlerini ateşle vurmaya başlar. Ardından piyadeler hücuma geçerler.  Planlandığı gibi Büyük Taarruz devam eder ve düşman gerilemeye başlar, bozguna  uğrayarak ikiye ayrılır.</p>
<p>30 Ağustos’a kadar düşman ordusu çembere alınır. 30 Ağustos sabahı, 1. Ordu ve  avcı hatlarını ile 4. Kolordu’yu denetleyen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa; saat  14.00’da Aslıhanlar yakınındaki &#8220;Komuta Karargâhından taarruz emrini verir.  Dumlupanır’da ordumuz düşmana son darbeyi vurur. Düşman askerleri kaçmaya  başlar. Mustafa Kemal Paşa; kaçan düşman askerlerini kovalamak için, &#8220;Ordular,  ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!&#8221; komutunu verir. Yunan Başkomutanı General  Tikopıs dâhil çok sayıda esir alınır.</p>
<p>Şahlanan Türk Ordusu düşman güçlerini İzmir’e kadar kovalar. 9 Eylül 1922 günü  Türk Ordusu İzmir’e girer. Batı Anadolu’yu yakan yıkan düşman kuvvetleri  canlarını zor kurtararak, geldikleri gibi gemilere binerek giderler.</p>
<p>30 Ağustos 1922 tarihi, Türk ulusunu esir etmek isteyen emperyalist güçlere  karşı; kadınıyla çocuğuyla, ordusuyla topyekûn verdiği bir savaşın ve ulusal  benliğini kurtardığı ve Zafer Destanı’nın yazıldığı gündür.</p>
<p>Bu mutlu günde, <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/zafer">zafer</a>i bize yaşatan Atatürk ve silah arkadaşları ile kahraman  Türk Ordusu’na şükran ve minnetlerimizi sunarken, ulusumuza da Zafer Bayramı  kutlu olsun&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet6.net/index.php/zafer-bayrami-30-agustos/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivil Savunma Günü (28 şubat)</title>
		<link>http://www.sohbet6.net/index.php/sivil-savunma-gunu-28-subat/</link>
		<comments>http://www.sohbet6.net/index.php/sivil-savunma-gunu-28-subat/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 20:53:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[özel günler]]></category>
		<category><![CDATA[28 şubat]]></category>
		<category><![CDATA[sivil savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Savunma Günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet6.net/?p=280</guid>
		<description><![CDATA[


 
Okunma Sayısı: 686
A Ç I K L A M A
SİVİL SAVUNMA&#8217; NIN TANIMI VE ÖNEMİ 
Düşman taarruzlarına, tabii afetlere ve büyük yangınlara karşı, halkın can ve  mal kaybının asgari hadde indirilmesi; hayati öneme haiz her türlü kamu, özel  teşebbüslerin korunması, faaliyetlerinin idamesi için acil onarım ve ıslahı,  savunma gayretlerinin sivil halk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"><font size="1" face="tahoma">Okunma Sayısı:</font><font size="1" color="red" face="tahoma"><b> 686</b></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" align="left"><strong>A Ç I K L A M A</p>
<p>SİVİL SAVUNMA&#8217; NIN TANIMI VE ÖNEMİ </strong><br />
Düşman taarruzlarına, tabii afetlere ve büyük yangınlara karşı, halkın can ve  mal kaybının asgari hadde indirilmesi; hayati öneme haiz her türlü kamu, özel  teşebbüslerin korunması, faaliyetlerinin idamesi için acil onarım ve ıslahı,  savunma gayretlerinin sivil halk tarafından azami şekilde desteklenmesi ve cephe  gerisi maneviyatın muhafazası için her türlü silahsız, koruyucu ve kurtarıcı  tedbirlerin alınması ve faaliyetlerin yapılmasını sağlamaktır.</p>
<p>Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında cephede olduğu kadar cephe gerisindeki  sivil halkın zayiatının fazla olduğu gözlemlenmiştir. Gelişen teknoloji ve  dünyanın jeolojik yapısına bakılarak savaşlar ve doğal afetler karşısında halkın  can ve mal emniyetinin sağlanması konusunda tedbir almaya gidilmiş ve bu kavrama  Sivil Savunma adı verilmiştir.</p>
<p><strong>MÜKELLEFİYET </strong></p>
<p>17 yaşını doldurduğu yılın ocak ayının birinci günü ile 60 yaşını doldurduğu  yılın Ocak ayının birinci günü arasında doğmuş bütün Kuzey Kıbrıs Türk  Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan Türk vatandaşı erkekler ve 20 yaşını  doldurduğu yılın Ocak ayının birinci günü ile 50 yaşını doldurduğu yılın Ocak  ayının birinci günü arasında doğan bütün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları  içinde yaşayan Türk vatandaşı kadınlar Yasa gereği Sivil Savunma  Mükellefiyetindedir.</p>
<p><strong>MÜKELLEFİYETTEN MUAF TUTULANLAR </strong></p>
<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;nda veya Emniyet  Kuvvetlerinde hizmet etmekte olanlar.</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" align="left">- Bakanlar Kurulunun  tasvibi ile esas görevlerinde zaruret görülen servis personeli.</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" align="left">- Sıhhi sebeplerden  dolayı çalışamayacağı Sağlık Kurulunca tasdik edilen şahıslar.</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" align="left">- Bakıma muhtaç hastası,  güçsüzü veya 14 ve daha aşağı yaşta çocuğu olan ve bu hususta belge ibraz eden  kadınlar.</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" align="left">- Yasa dokunulmazlığı  olan kişiler.</p>
<p><strong>SİVİL SAVUNMA MÜKELLEFİYETİNDE GÖREVLENDİRME</strong></p>
<p>Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;nca serbest bırakılan personelin listesi her yıl  Ocak ayı başında Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı&#8217;na gönderilmektedir. Sivil  Savunma Bölge Müdürlükleri listede &#8216;ki personelin Bölge Müdürlük hudutlarına  göre tanzimini yaptıktan sonra çağrı pusulalarını göndermek suretiyle personelin  kayıtlarının yapılması ve kayıtların tamamlanmasını müteakip Sivil Savunma Halk  Örgütü kadrolarında görevlendirilmeleri sağlanmaktadır.</p>
<p><strong>SİVİL SAVUNMA MÜKELLEFİYETİNİN SONA ERMESİ (EMEKLİLİK) </strong><br />
Sivil Savunma Mükellefiyetindeki personel 60 yaşını doldurduğu Ocak ayının  birinci günü Sivil savunma Mükellefiyet süresini tamamlamış olur. Personele  Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığında yapmış olduğu hizmetlerinden dolayı,  görevli bulunduğu Sivil Savunma Bölge Müdürlüğü tarafından Hizmet Belgesi Ödül  Töreni düzenlenerek Hizmet Belgesi takdim edilmek suretiyle Sivil Savunmadaki  görevini tamamlamış olur.</p>
<p><strong>Sivil Savunma Mükellefiyeti </strong></p>
<p>1. 17 &#8211; 60 yaş arası erkekler<br />
2. 20 &#8211; 50 yaş arası kadınlar<br />
3. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları,<br />
4. Yasa gereği Sivil Savunma hizmetinde görev yapmak zorundadır.<br />
5. Esas hizmetteki personel kural ve tüzüklere göre eğitilirler.</p>
<p><strong>Sivil Hizmet Mükellefiyetinden Muaf Tutulacaklar</strong></p>
<p>1. Güvenlik Kuvvetleri ve Emniyet Mensupları<br />
2. Sağlık Kurulu Raporu Olanlar<br />
3. Hastası ve 14 Yaş Altı Çocuğu Olanlar<br />
4. Servis Personeli<br />
5. Yasalarca Muaf Olanlar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet6.net/index.php/sivil-savunma-gunu-28-subat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sakatlar haftası</title>
		<link>http://www.sohbet6.net/index.php/sakatlar-haftasi/</link>
		<comments>http://www.sohbet6.net/index.php/sakatlar-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 20:51:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[özel günler]]></category>
		<category><![CDATA[Sakatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sakatlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[Sakatlar haftası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet6.net/?p=278</guid>
		<description><![CDATA[
Okunma Sayısı: 399







10-16 Mayıs arası Sakatlar Haftasıdır. Sakatlık insanlığın ortak sorunudur. Bu  yüzden Sakatlar Haftası yalnız ülkemizde değil Birleşmiş Milletlere üye 156  ülkede aynı zamanda değerlendirilir.




Sakatlar Haftası boyunca; sakatlık  sorunu, sakatlığın önlenmesi ve sakatların eğitimi konusu üstünde durulur. Radyo  ve televizyonda konu ile ilgili programlar yayınlanır. Okullarda her gün ayrı  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"><font size="1" face="tahoma">Okunma Sayısı:</font><font size="1" color="red" face="tahoma"><b> 399</b></font></p>
<table id="table1" style="border-collapse: collapse; font-family: Arial; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="98%">
<tbody>
<tr>
<td width="12%">
<p align="justify"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/<a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/sakatlar">Sakatlar</a>Haftasi2.jpg" border="0" alt="" /></p>
</td>
<td width="52%">
<p align="justify">10-16 Mayıs arası <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/sakatlar">Sakatlar</a> Haftasıdır. Sakatlık insanlığın ortak sorunudur. Bu  yüzden <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/sakatlar">Sakatlar</a> Haftası yalnız ülkemizde değil Birleşmiş Milletlere üye 156  ülkede aynı zamanda değerlendirilir.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/sakatlar">Sakatlar</a> Haftası boyunca; sakatlık  sorunu, sakatlığın önlenmesi ve sakatların eğitimi konusu üstünde durulur. Radyo  ve televizyonda konu ile ilgili programlar yayınlanır. Okullarda her gün ayrı  bir sakatlık konusu işlenir. Sakatları Koruma Millî Koordinasyonu Kurulu  haftanın değerlendirilmesi için aşağıdaki programın uygulanmasını  kararlaştırmıştır.</p>
<p><strong>10 Mayıs </strong>- Sakatlar Haftasının Açılışı<br />
<strong>11 Mayıs </strong>- Görme Engelliler Günü<br />
<strong>12 Mayıs </strong>- İşitme ve Konuşma Engellileri Günü<br />
<strong>13 Mayıs</strong> &#8211; Ortopedik Engelliler Günü<br />
<strong>14 Mayıs</strong> &#8211; Zeka ve Ruhsal Özürlüler Günü<br />
<strong>15 Mayıs</strong> &#8211; Güçsüz Yaşlılar ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar Günü<br />
<strong>16 Mayıs </strong>- Sakatlar Haftasına Genel Bakış</p>
<p align="center"><strong><span style="font-size: x-small;"><br />
SAKATLIĞIN BELLİ BAŞLI NEDENLERİ</span></strong></p>
<div>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="75%">
<p align="justify">Sakatlarla, sakatlıklarla ilgili çeşitli sorunlar vardır. Sakatlığı doğuran  nedenler, sakatların eğitimi bunların başlıcalarıdır.</p>
<p align="justify"><strong>Sakatlığın Nedenleri:</strong><br />
Sakatlıklar akraba evliliği, gebelik öncesi tedbirsizlik, aşıların zamanında  yapılmaması, kazalar gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır..</td>
<td width="25%">
<p align="right"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/SakatlarHaftasi1.jpg" border="0" alt="" /></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p align="justify"><strong>a) Akraba evliliği:</strong><br />
Doğuştan sakatlıkların önemli bir bölümü akra­ba evliliklerinden ortaya çıkar.  Yakın akrabaların teyze, hala, amca, dayı çocuklarının evliliği sonunda çok  sayıda kör, sağır, dilsiz ve geri zekalı çocuk doğmaktadır.<br />
Ankara ilinde yapılan bir araştırma sonucunda 100 sakat çocuktan 30&#8242;unun yakın  akraba evliliğinden doğan çocuklar olduğu görülmüştür.</p>
<p><strong>b) Gebelik öncesi tedbirsizlikler:</strong><br />
Bebek bekleyen annelerin sık sık röntgen filmi çektirmesi, doktora gitmeden ilaç  alması çok sık sigara ve alkollü içki içmesi doğan çocuğun sakat olmasına neden  olur.</p>
<p><strong>c) Aşıların zamanında yapılmaması:</strong><br />
Doğumdan sonraki ilk yılda verem, çocuk felci aşılarının zamanında yaptırılması  gerekir. Aşılar zamanında yaptırılmazsa türlü sakatlıklar ortaya çıkar. Trahom,  çocuk felci, romatizma, kalp ve damar hastalıklarının koruyucu, iyileştirici  ilaç ve aşıları vardır. Bu aşı ve ilaçların doktor denetiminde verilmesine özen  gösterilmelidir.</p>
<p><strong>d) Kazalar:</strong><br />
İş kazaları, tarım kazaları, trafik kazaları, yangınlar, ateşli silahlar belli  başlı sakatlık nedenleridir. Trafik kurallarına uyulmama sonucu her yıl  ülkemizde çok sayıda trafik kazaları oluyor. Bu kazalarda çok sayıda yurttaşımız  ölüyor. Yukarda sayılan her tür kazadan korunmak, ve sakat kalmamak için  dikkatli olalım. Kurallara uyalım. Uymayanları uyaralım.</p>
<p align="center"><strong><span style="font-size: x-small;">SAKATLARIN İYİLEŞTİRİLMESİ VE EĞİTİMİ</span></strong></p>
<p align="justify"><strong>Sakatların iyileştirilmesi: </strong>Sakatlık yapan hastalık ve kazalardan  sonra hemen önlem alınmalıdır. Özellikle trafik kazalarında ilk yardım çok  önemlidir. Kazalardaki ölümlerin yarıdan çoğu ilk yarım saat içinde olur. Kaza  sonrası hiç zaman geçirmeden yaralıyı en yakın hastaneye ya da doktora  ulaştırmalıdır. Hastanelerde Acil Yardım Servisleri vardır. Bu bölümde günün her  saatinde doktor bulunur. Kazaya uğrayanlara ilk tedavileri burada yapılır.</p>
<div>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="24%"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/SakatlarHaftasi3.jpg" border="1" alt="" /></td>
<td width="76%">
<p align="justify"><strong>Sakatların Eğitimi:</strong> Sakatların eğitimi denilince daha çok özürlü  (sakat) çocuklar akla gelir. Yurdumuzda; görmeyen, işitmeyen, hareket edemeyen,  zihinsel, ruhsal dengesi bozuk 4.500.000 yurttaşımız var. Bu sayının 1.400.000  kadarı çocuktur. Sakat çocuklarımızdan; görmeyenler için 7, işitmeyenler için  21, ortopedik özürlüler için l okul açılmıştır. Zihinsel ve ruhsal özürlüler ise  belirli okullarda özel dershanelerde öğrenim görmektedir.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p align="justify">Sakatlar da yaşamlarını sürdürmek için çalışmak ve gelir sağlamak zorundadır.  Çalışmak, severek çalışmak yaşamı güzelleştirir, insanı mutlu eder.</p>
<p align="justify">Sakatlara acımak, onlara bakarak duygulanmak soruna çözüm getirmez.  Sakatların da yapabileceği işler vardır. Sakatlara çalışabilecekleri alanlarda  iş vermek gerekir. Yasalarımız her yüz işçi çalıştıran işyerinin iki sakat işçi  çalıştırması zorunluluğunu getirmiştir.</p>
<p align="justify">Bütün ülkelerde olduğu gibi yurdumuzda da sakatlar korunur. Örneğin ülkemizde  çalışan sakatlar gelir vergisini indirimli öderler. Hareketlerini kolaylaştırmak  için yurt dışından getirilen araç ve gereçlere gümrük vergisi ödemezler. Çalışan  sakatlar isterlerse erken emekli olabilirler.</p>
<p align="justify">Okulda, sokakta gördüğümüz sakatlarla alay etmeyelim, gülmeyelim. Hiç bir  sakatlığın isteyerek olmadığını bilelim. Sakatlara yolda, geçitlerde, taşıt  araçlarında yardımcı olalım. Onları üzmemeye, kırmamaya özen gösterelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet6.net/index.php/sakatlar-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlık haftası</title>
		<link>http://www.sohbet6.net/index.php/saglik-haftasi/</link>
		<comments>http://www.sohbet6.net/index.php/saglik-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 20:50:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[özel günler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık haftası]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık kuruluşu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet6.net/?p=276</guid>
		<description><![CDATA[
Okunma Sayısı: 198
Sağlık, insanın en önemli sorunudur. Yaşamak, öğrenmek, iş yapabilmek için  sağlıklı olmak gerekir. Sağlığı bozuk olan, hasta olan kişi görevlerini tam  olarak yapamaz. Bunun sonucu olarak da, kendine, ailesine, çevresine, topluma  yararlı olamaz.







Sağlıklı kişi mutlu, canlı, hareketli olur. insanların sağlık  kurallarını öğrenmesi ve sağlıklı yaşama bilincine kavuşması için Birleşmiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"><font size="1" face="tahoma">Okunma Sayısı:</font><font size="1" color="red" face="tahoma"><b> 198</b></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" align="justify"><a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/saglik">Sağlık</a>, insanın en önemli sorunudur. Yaşamak, öğrenmek, iş yapabilmek için  sağlıklı olmak gerekir. Sağlığı bozuk olan, hasta olan kişi görevlerini tam  olarak yapamaz. Bunun sonucu olarak da, kendine, ailesine, çevresine, topluma  yararlı olamaz.</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">
<div>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="14%"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/SaglikHaftasi1.jpg" border="0" alt="" /></td>
<td width="86%">
<p align="justify"><a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/saglik">Sağlık</a>lı kişi mutlu, canlı, hareketli olur. insanların sağlık  kurallarını öğrenmesi ve sağlıklı yaşama bilincine kavuşması için Birleşmiş  Milletler Örgütü 7-13 Nisan tarihleri arasını <strong><a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/saglik">Sağlık</a> Haftası </strong>olarak kabul  etti. Her yıl <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/saglik">Sağlık</a> Haftası Birleşmiş Milletler&#8217;e üye ülkelerde aynı zamanda  değerlendirilir. Sağlık Haftası’nın amacı, sağlık bilgisinin ve yardımının  geniş halk kitlelerine ulaşmasıdır. Hafta boyunca insan sağlığı konusunda  radyolarda konuşmalar yapılır. Televizyonda sağlıkla ilgili programlar sunulur.  Gazete ve dergilerde insan sağlığı ile ilgili yazılar yayınlanır.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p align="justify">Bu hafta içinde okullarımızda beden sağlığı, beslenme konusunda bilgiler  verilir. Sağlığın önemi anlatılır. Sağlıklı olmanın kuralları öğretilir.  Birleşmiş Milletler Örgütü, her yıl bir sağlık konusu seçer. O yıl üye ülkelerde  konu üzerinde durulur. Seçilen konu bir hastalık ise bu hastalığın tanımı,  belirtileri, iyileştirme yöntemleri anlatılır.</p>
<div>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="73%">
<p align="justify">İnsanlar çok eski çağlardan beri sağlığın önemini kavramışlardır. ilkçağlarda  insan sağlığının bozulması, doğa dışı güçlerin etkisine bağlanıyordu.  Hastalığın iyileştirilmesi için büyücüye başvuruyorlardı. Uygarlığın gelişmesi  ile tıp bilimi ilerledi. Hastalıkların nedenleri bulundu, iyileşme yöntemleri  gelişti. Bugün büyücülük ilkel toplumlarda kalmıştır. Tıp bilimi her gün yeni  buluşlarla insanlığa büyük yararlar sağlıyor.</p>
</td>
<td width="27%">
<p align="right"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/SaglikHaftasi2.jpg" border="0" alt="" /></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p align="justify">Tıp bilimi yalnız hastalıklarla, hasta olan insanlarla ilgilenmez, însan  sağlığının sürekliliği, insanların hasta olmadan yaşamlarını sürdürmeleri için  araştırmalar yapar. Yeni yöntemler geliştirir.</p>
<p align="justify"><strong>İnsanların sağlıklı yaşamaları için şu konulara dikkat etmeleri gerekir:</strong></p>
<p><strong>1. Sağlıklı olmak için temizliğe önem vermeliyiz.</strong><br />
Temizlik sağlığımız açısından çok önemlidir. Bedenimizin temizliği,  kullandığımız eşyaların temizliği yaşadığımız yerin temizliği gibi ayrıntılarla  bir bütün oluşturur.<br />
Yalnız bedenimizin temizliği ya da yalnızca eşyalarımızın temizliği bir anlam  taşımaz. Biz ne kadar temiz olursak olalım, eşyalarımız, giysilerimiz kirli  olursa biz de kirli sayılırız. Bu durumda bit, pire, ve benzeri mikrop taşıyan  canlılar, kolayca bizi bulur, biz de hasta oluruz.</p>
<p><strong>2. Sağlığı bozan etkenlerden sakınmalıyız.</strong></p>
<ul>
<li>
<p align="justify">Yanlış beslenme, gerekli besinleri almama gibi durumlar, beslenme    bozukluğu sonucunu yaratır, bu da sağlığımızı bozar.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Alkollü içki, uyuşturucu madde kullanmak da sağlığı bozar.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Zehirli böcek ve bazı hayvanların sokması, ısırması zehirlenmemize neden    olur.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Sağlığın en büyük düşmanı mikroplardır. Çeşitli hayvanlarla, yiyecek ve    içeceklerle, solunum yolu ile geçen mikroplara karşı uyanık olmalıyız.</p>
</li>
</ul>
<div>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="78%">
<p align="justify"><strong>3. Çevremizi temiz tutmalıyız.</strong><br />
Kişiler kendi sağlıklarını korumada dikkatli oldukları gibi çevre sağlığını  korumada da dikkatli olmalıdırlar. Bunun için çevremizi temiz tutmalıyız.  Yerlere çöp atmamalıyız. Çevrede sinek, sivrisinek gibi zararlı böceklerin  üremesini kolaylaştıracak ortam yaratmamalıyız.<br />
Çevre sağlığını, çevre temizliğini korumak her yurttaşın önemli görevlerinden  biridir.</td>
<td width="22%">
<p align="right"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/SaglikHaftasi3.jpg" border="0" alt="" /></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p align="justify"><strong>4. Sağlık öğütlerini tutalım:</strong><br />
Mevsim özelliklerine göre giyinelim. terli iken su içmeyelim. Havasız yerlerde  oturmayalım. Spor yapalım.<br />
Yukarda açıklanan kurallara uyalım. Gerektiğinde sağlık kurumlarına başvuralım.  Hastaneler, sağlık ocakları dispanserler, başlıca sağlık kurumlarıdır. Bu  kurumlar çalışmaları sırasında birbirine yardımcı olurlar.<br />
Sağlığımızla ilgili bir sorunumuz olduğunda hemen doktora gidelim. Doktorların  verdikleri ilaçları tarifelere uygun olarak kullanalım. Kısacası doktorların  sağlık konusundaki tüm uyarılarına uyalım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet6.net/index.php/saglik-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Polis haftası</title>
		<link>http://www.sohbet6.net/index.php/polis-haftasi/</link>
		<comments>http://www.sohbet6.net/index.php/polis-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 20:48:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[özel günler]]></category>
		<category><![CDATA[Polis]]></category>
		<category><![CDATA[polis günü]]></category>
		<category><![CDATA[Polis haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Polis Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Polis Teşkilatı'nın Kuruluş Günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet6.net/?p=274</guid>
		<description><![CDATA[
Okunma Sayısı: 574
İLK POLİS TEŞKİLATININ KURULUŞU (10 Nisan 1845)
1845 tarihi, Türk Emniyet Teşkilatı açısından önemli bir noktadır. Çünkü bu tarihe kadar zabıta olarak nitelenen teşkilat; 10 Nisan 1845 (12 Rebiü’l Evvel 1261)’den itibaren polis adı altında hayata geçmiş ve Emniyet Teşkilatının kuruluş günü olarak kabul edilmiştir.
Yeniçerinin ortadan kaldırılmasından sonra, başkentte ve eyaletlerde zabıta hizmetleri eskisiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"><font size="1" face="tahoma">Okunma Sayısı:</font><font size="1" color="red" face="tahoma"><b> 574</b></font></p>
<p><strong>İLK POLİS TEŞKİLATININ KURULUŞU (10 Nisan 1845)</strong><br />
1845 tarihi, Türk Emniyet Teşkilatı açısından önemli bir noktadır. Çünkü bu tarihe kadar zabıta olarak nitelenen teşkilat; 10 Nisan 1845 (12 Rebiü’l Evvel 1261)’den itibaren polis adı altında hayata geçmiş ve Emniyet Teşkilatının kuruluş günü olarak kabul edilmiştir.<br />
Yeniçerinin ortadan kaldırılmasından sonra, başkentte ve eyaletlerde zabıta hizmetleri eskisiyle kıyaslanmayacak derecede gelişmesine rağmen; bu hizmetler karışık ve ayrı ayrı kurumlara bağlı olarak yürütülmekteydi. Teşkilat ve yürütme alanındaki bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla ilk defa 10 Nisan 1845’te İstanbul’da ilk polis teşkilatı kurulmuş, görevleri de yine aynı tarihte yayımlanan <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/polis">Polis</a> Nizamnamesinde belirtilmiş ve bu durum yabancı elçiliklere de bir yazı ile bildirilmiştir.</p>
<p>Bu nizamnamede polis teşkilatının kuruluş amacı, belde güvenliğini sağlamak olarak belirtilmiştir.</p>
<p>Bu çalışmalara rağmen, karışıklık devam etmiş, İstanbul’da polis hizmeti; Yeniçeri Ağası yerine geçen Serasker, İhtisap Ağası ve <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/polis">Polis</a> adını taşıyan teşkilatlar tarafından yürütülmüştür. Taşrada ise güvenlik hizmetleri, Sipahilerden oluşan zaptiyelerle ve Asakir-i Mansure alaylarıyla yürütülmüştür.</p>
<p><strong>POLİS</strong><br />
<a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/polis">Polis</a> terimi, kökeni Yunanca ve Latince olan bir kelimedir. Yunanca politika, Latince politika kelimelerinden türemiştir. Eski Yunanlılar kendi şehir devletlerine polis ismini vermişlerdir.<br />
<a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/polis">Polis</a> kelimesi ıstılah! Olarak, kuruluşu bulunduğu yerde kamu düzen ve güvenliğini koruyan, yasaların adil ve eşit bir şekilde uygulanmasını sağlayan teşkilat, kolluk, zabıta, şehirde güvenliği sağlamakla yükümlü kişiler anlamında kullanılmıştır. Polis kelimesinin yerine emniyet deyiminin kullanıldığı da olur.<br />
Polis görevi itibariyle; asayişi, amme, şahıs tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini koruyan, halkın ırz can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatını temin eden, yardım isteyenlere, yardıma muhtaç olan çocuk, alil ve acizlere muavenet eden, kanun ve nizamnamelerin kendisine verdiği vazifeleri yapan silahlı icra ve inzibat kuvvetidir.</p>
<p>Genel olarak polis, bir ülkenin sükûn, güvenlik ve düzenini sağlamak ve korumakla görevlidir. Bunu yerine getirirken önceden belirlenmiş müeyyidelere uymakla yükümlü ve hükümet tarafından alınan ve yerine getirilmesi istenen kararların icrasını sağlamakla görevlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet6.net/index.php/polis-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>öğretmenler günü</title>
		<link>http://www.sohbet6.net/index.php/ogretmenler-gunu/</link>
		<comments>http://www.sohbet6.net/index.php/ogretmenler-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 20:44:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[özel günler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen günü]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen haftası]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet6.net/?p=272</guid>
		<description><![CDATA[
Okunma Sayısı: 637
AÇIKLAMA -1-
Öğretmen; öğretme işini görev edinen kişiye denir. Öğretmenlik bir meslektir.  Kişinin öğretmen olabilmesi için öğretmen yetiştiren bir okulu bitirmesi  gerekir. İlkokullarda öğretmen Sınıf Öğretmenidir. Sınıfın bütün derslerini aynı  öğretmen okutur. Ortaokul ve Liselerde ders öğretmenliği vardır. Meslek  okullarında dersler özel şekilde yetiştirilmiş meslek öğretmenleri tarafından  işlenir.
Eskiden öğretmene [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"><font size="1" face="tahoma">Okunma Sayısı:</font><font size="1" color="red" face="tahoma"><b> 637</b></font></p>
<p align="justify"><strong><span style="font-size: x-small;">AÇIKLAMA -1-</span></strong></p>
<p align="justify">Öğretmen; öğretme işini görev edinen kişiye denir. Öğretmenlik bir meslektir.  Kişinin <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/ogretmen">öğretmen</a> olabilmesi için <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/ogretmen">öğretmen</a> yetiştiren bir okulu bitirmesi  gerekir. İlkokullarda <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/ogretmen">öğretmen</a> Sınıf Öğretmenidir. Sınıfın bütün derslerini aynı  <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/ogretmen">öğretmen</a> okutur. Ortaokul ve Liselerde ders öğretmenliği vardır. Meslek  okullarında dersler özel şekilde yetiştirilmiş meslek <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/ogretmenler">öğretmenler</a>i tarafından  işlenir.</p>
<p align="justify">Eskiden öğretmene &#8220;Muallim&#8221;, öğretmen yetiştiren okula da &#8220;Muallim Mektebi&#8221;  denirdi. Ülkemizde öğretmen okulu ilk kez 16 Mart 1848&#8242;de açıldı.</p>
<p align="justify">Osmanlı İmparatorluğu döneminde eğitime ve öğretime önem verilmiyordu. Az  sayıda okul vardı cumhuriyetin ilanıyla birlikte yurdumuzun her yanına yeni yeni  okullar açıldı. Okul çağında olanlar bu okullarda okumaya başladı.</p>
<p align="justify">Atatürk, eğitimin, öğretimin yayılmasından, yaygınlaşmasından yanaydı. 1928  yılında Arap harflerinin kaldırılıp yerine bugün kullanmakta olduğumuz Türk  harflerinin kabulü tüm yurtta sevinç yarattı. Halkın yeni harfleri kısa sürede  öğrenip daha çok yurttaşın okur &#8211; yazar olmasını sağlamak amacıyla yoğun bir  çalışma başladı. Okuma &#8211; yazmayı yaygınlaştırmak için okul çağı dışındaki  yurttaşlara okuma &#8211; yazma öğreten okullar açıldı. Bunlara Millet Mektepleri adı  verildi.</p>
<p align="justify">Atatürk, Ulus Okulları dediğimiz Millet Mektepleri&#8217;nde yazı tahtasının başına  geçerek dersler verdi. Bakanlar kurulu 11.11.1928 günü yaptığı toplantıda Ata&#8217;ya <strong>Ulus Okullar Başöğretmenliği </strong>sanını verdi. 24 Kasım Atatürk&#8217;ün Millet  Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür.</p>
<p align="justify">Öğrencileri, <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/ogretmenler">öğretmenler</a>i, okulu çok seven Atatürk yurt gezilerinde okullara  uğrardı. Sınıflara girer, sıralara oturur, ders dinlerdi. Öğrencilere sorular  sorardı. Öğretmenlerle konuşur, her yerde öğretmenliğin üstün bir meslek  olduğunu anlatırdı.</p>
<p align="justify">Atatürk, <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/ogretmenler">öğretmenler</a>in Ulusal Kurtuluş Savaşı&#8217;nda nasıl canla başla  çalıştıklarını yakından izlemiştir. Yurdumuzun düşman tarafından paylaşıldığı  sırada <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/ogretmenler">öğretmenler</a> <strong>Öğüt Kurulları</strong> oluşturarak halka ulusal bağımsızlık,  Ulusal Kurtuluş Savaşı düşüncelerini yayıyordu. Öğüt Kurulları dışında  öğretmenler 14 eğitim kuruluşu ile birlikte Milli Kongre Cephesini kurdular. <strong> Milli Kongre Cephesi</strong>, düşmanların İzmir&#8217;i işgal ettikleri günlerde  Sultanahmet Mitingini hazırladı. Bu mitingin konuşmacılarından çoğu  öğretmenlerdi.</p>
<p align="justify">Başöğretmen Atatürk, öğretmenlerin Ulusal Kurtuluş Savaşı&#8217;nda gösterdikleri  etkinliği hep övmüştür. Atatürk yeni Türkiye&#8217;nin yaratılmasında öğretmenlere  büyük görevler düştüğü inancındaydı. Çağdaş bir ulus olmamız için eğitimin  yaygınlaşması gereğine inanıyordu. Bu nedenle Atatürk &#8220;Ulusları kurtaracak olan  yalnız ve ancak öğretmenlerdir.&#8221; Sözleriyle öğretmene verdiği önemi ve duyduğu  saygıyı en güzel biçimde belirtmiştir.<br />
Atatürk&#8217;ün 100. Doğum yıldönümü 1981 yılında, 24 Kasımın her yıl Öğretmenler  Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.</p>
<p align="justify">Öğretmenler Günü&#8217;nde öğretmenin toplum içindeki yeri, değeri belirtilir.  Öğretmen sorunları dile getirilir. Öğretmenler Günü&#8217;nde; eğitime, öğretime  hizmet etmiş, saygınlık kazanmış öğretmenler anılır. Gençlerin yetişmesindeki  katkıları anlatılır. Mesleğe yeni giren öğretmenler 24 Kasımda <strong>Öğretmen Andı</strong> içerek göreve başlarlar.</p>
<p align="justify">Öğretmen; yapıcı ve yaratıcıdır. İnsan haklarına saygılıdır. Öğretmen  özverili, çevreye güven ve inanç veren, içi insan sevgisiyle dolu bir kişidir.  Atatürk; &#8220;<strong>Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.</strong>&#8221; demekle  öğretmene yüklediği sorumluluğu ve değeri anlatmıştır.</p>
<p align="justify">Öğretmenler sevgi dağıtır. İçimizi aydınlatır. Bizi doğruya yöneltir. Bilgili  kişiler olmamız için çaba gösterir. Dünyayı tanıtır. Öğretmen her alanda  yeniliği, yenileşmeyi savunur. Gerçekleri anlatır. Beceri ve yeteneklerimizin  gelişmesine yardımcı olur. Kısaca analar doğurur, öğretmenler yetiştirir.</p>
<p align="center"><strong><span style="font-size: x-small;"><br />
AÇIKLAMA -2-</span></strong></p>
<p align="justify">Bir milletin milli, ahlâki ve kültürel yönden güçlü ve medeniyet bakımından  kalkınmış olması öğretmenlerinin üstün çalışmalarına bağlıdır. Milli birlik ve  beraberliğimizin teminatı öğretmenlerdir.</p>
<div>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="19%"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/OgretmenlerGunu.jpg" border="0" alt="" /></td>
<td width="81%">
<p align="justify">Bizleri ham bir madde olarak ele alan öğretmenler, üzerimizde titiz, dikkatli  ve sabırlı çalışmalar yaparak bizi şekillendirirler. Duygularımıza, ruhumuza,  fikirlerimize ve hayata bakışımıza en güzel desenleri verirler.</p>
<p align="justify">Bize doğruyu, güzeli, iyiyi, mertliği, milli duyguları ve Atatürk ilkelerine  bağlılığı öğreten öğretmenlerimizdir. Biz onların eseriyiz. Sıhhatini, nefesini,  enerjisini, gençlik yıllarının hepsini bizim için harcar.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p align="center"><strong><span style="font-size: x-small;"><br />
ÖĞRETMENİM</span></strong></p>
<p align="justify"><strong> &#8220;Öğrenci gözüyle öğretmen&#8221; adlı yarışmada birincilik ödülü alan yazı:<br />
</strong><br />
Ben bir öğretmen çocuğuyum. İlk öğretmenim de annemdir. Öbür çocuklar gibi okula  başlarken yabancılık çektiğimi söyleyemem. Yaşamım okulda başlamıştı. Ancak  okula başlamamla yeni bir sorun önüme çıktı. Annemi öbür çocuklarla paylaşmak  zorunda kalmıştım. Evde benim üzerime kanat geren, bana bir çiçek gibi özen  gösteren annem, okulda ve özellikle sınıfımızda bambaşka biri oluyor, tüm  çocuklar onunmuş gibi onlara da aynı sevgiyi gösteriyordu.</p>
<p align="justify">Dahası, onların sorunlarını eve de getiriyor ve hepsiyle ayrı ayrı  ilgileniyordu. Bu benim kıskançlığımı arttırıyordu. Özellikle &#8220;Ümmü&#8221; ile çok  ilgileniyordu. Bu siyah saçlı, siyah gözlü, tombul yanaklı köy çocuğu pek  konuşkan değildi. Teneffüslerde oyunlara da katılmazdı. İçine kapanık, sessiz  bir tipti. Annem teneffüslerde &#8220;Ümmü&#8221; ile oynardı. Ümmü&#8217;nün sorununa çözüm  bulabilmek için ailesi ile sıkı bir ilişki kurmuştu. Bu çalışma kısa sürede  meyvesini verdi.</p>
<p align="justify">Ümmü oyunlara bizim çağırmamızı beklemeden katılıyor, çalışmaları ile de  kendini gösteriyordu. Annemin sevinci sonsuzdu. Bir ödül almışçasına &#8220;Ümmü&#8217;yü  kazandım&#8221; diye seviniyordu. Fakat sevinci uzun sürmedi. Talihsiz bir olay  Ümmü&#8217;nün yaşantısını alt üst etti.<br />
Soğuk bir kış günü evde yalnız kalan Ümmü, sobayı yakmak istemiş fakat  yakamamış. Bakmış ki olmuyor, kızgın odunların üzerine gaz dökmüş ve kibriti  yakmış. İşte ne oldu ise o zaman olmuş, sobadan fırlayan alevler Ümmü&#8217;yü sarmış.  Dumanları gören komşular eve koşmuşlar. Ümmü&#8217;yü yarı baygın halde kurtarmışlar,  yangını da bastırmışlar.</p>
<p align="justify">Ev kurtuldu. Fakat Ümmü geçirdiği korku nedeniyle konuşamaz oldu.  Gösterildiği doktorlar Ümmü&#8217;yü ancak bir şokun konuşturabileceğini söylemişler.  Annem Ümmü&#8217;yü sıkıntılı günlerinde yalnız bırakmadı. Sınıfa getiriyor, onunla  yine ilgileniyordu.</p>
<p align="justify">Aradan iki ay geçti. Annem kalp çarpıntısı geçirerek derste rahatsızlandı.  Rengi sararıyor, nefes almakta güçlük çekiyordu. Babam bir taksi getirdi, annemi  bir battaniye içinde sarsmadan arabaya yerleştiriyorlardı ki; kekeleyen bir ses  işitildi. &#8220;Öğretmenim ne olur iyi ol, seni çok seviyorum.&#8221; Hepimizden önce annem  tanıdı sesin sahibini. Ümmü&#8217;ydü bu.</p>
<p align="justify">Annem kapalı gözlerinin ardından sızan yaşlarla, &#8220;Ah ne güzel Tanrım. Ümmü de  konuştu.&#8221; dedi.</p>
<p align="justify">Ben de Başöğretmen Atatürk&#8217;ümün eğitim ordusunda öğretmen olacağım. Ben de  bilgisizliğin karanlığına ışık tutacağım. Yurdumun çocuklarına bilgiden taç  öreceğim. Öğrencilerimin gönüllerinde yaşayacağım.</p>
<p><strong>Özlem ÖZTUĞ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet6.net/index.php/ogretmenler-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orman haftası</title>
		<link>http://www.sohbet6.net/index.php/orman-haftasi/</link>
		<comments>http://www.sohbet6.net/index.php/orman-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 20:41:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[özel günler]]></category>
		<category><![CDATA[Orman]]></category>
		<category><![CDATA[Orman haftası]]></category>
		<category><![CDATA[ormanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ormanları koruyalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet6.net/?p=269</guid>
		<description><![CDATA[
Okunma Sayısı: 273







Orman; hayvanların barındığı, çeşitli bitkilerin bulunduğu  sık ağaç topluluklarıdır. Ormanda büyük ağaçlar, ağaççıklar, mantarlar, otlar,  yüzlerce, binlerce bitki bir arada bulunur. Çam, sedir, köknar, ladin, ardıç,  meşe, dişbudak, kayın, gürgen belli başlı orman ağaçlarıdır.
Ağaçlar ya kendiliğinden yetişir, ya da insanların ormana  diktiği fidanlardan oluşur. Ormanın küçüğüne, ağaçların seyrek olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"><font size="1" face="tahoma">Okunma Sayısı:</font><font size="1" color="red" face="tahoma"><b> 273</b></font></p>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="20%">
<p align="justify"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/<a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/orman">Orman</a>Haftasi1.jpg" border="1" alt="" /></p>
</td>
<td width="80%">
<p align="justify"><a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/orman">Orman</a>; hayvanların barındığı, çeşitli bitkilerin bulunduğu  sık ağaç topluluklarıdır. <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/orman">Orman</a>da büyük ağaçlar, ağaççıklar, mantarlar, otlar,  yüzlerce, binlerce bitki bir arada bulunur. Çam, sedir, köknar, ladin, ardıç,  meşe, dişbudak, kayın, gürgen belli başlı orman ağaçlarıdır.</p>
<p align="justify">Ağaçlar ya kendiliğinden yetişir, ya da insanların ormana  diktiği fidanlardan oluşur. <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/orman">Orman</a>ın küçüğüne, ağaçların seyrek olduğu yerlere  koru denir.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="justify">Eskiden yeryüzünün büyük bir  bölümü <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/ormanlar">ormanlar</a>la kaplıydı. insanların bilgisizlikleri nedeniyle yok edilen  <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/ormanlar">ormanlar</a>ın yerini bozkırlar, çoraklaşan topraklar, çöller aldı.</p>
<p align="justify">İnsanlar her zaman ağaca ve ağaçtan yapılan çeşitli araç ve gereçlere  gereksinme duymuşlardır. Ormanlar, ağaçlar, toprağın nemli kalmasını sağlar.  Toprak kaymasını (erozyonu) önler, selleri durdurur. Ormanlar yörenin iklimim  etkiler, yağmur yağmasını sağlar. Çok sıcakları, şiddetli soğukları önler.  Ormanlar aynı zamanda av hayvanlarının barınağıdır.</p>
<div>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="75%">
<p align="justify">Ormanlar bir ülkenin doğal güzellik ve zenginlik kaynağıdır. Öte yandan  kullandığımız araç ve gereçlerin çoğu ağaçlardan yapılır. Evimiz, önümüzdeki  masa, oturduğumuz sandalye, elimizdeki kalem, defterimiz, yaktığımız odun hep  ağaç ürünleridir. Ayrıca ağaçlar endüstrinin birçok kollarında, boya sanayiinde,  ilaç yapımında kullanılır.</p>
<p align="justify">Bize bu kadar yarar sağlayan, ülke  		ekonomisinde önemli yeri olan <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/ormanlar">ormanlar</a>ı korumalıyız. Ağaç dikip, yeni  		<a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/ormanlar">ormanlar</a> yetiştirilmesine yardımcı olmalıyız.</p>
</td>
<td width="25%">
<p align="right"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/OrmanHaftasi2.jpg" border="1" alt="" /></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p align="justify">Ormanlara en büyük zarar insanlardan gelir, insanlar orman işletmelerinden izin  almadan, çıra yapmak, reçine çıkarmak için ağaçları yaralarlar. Tarla açmak,  yerleşim yeri kurmak, hayvanlara otlak yeri açmak için ormanları yok ederler.</p>
<div>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="24%">
<p align="justify"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/OrmanHaftasi4.jpg" border="0" alt="" /></p>
</td>
<td width="76%">
<p align="justify">Ateşin söndürülmeden bırakılması sigaranın söndürülmeden atılması, koskoca  bir orman alanının yanıp kül olmasına neden olur. Yanan ormanın yerine yenisinin  yetiştirilmesine bir insanın ömrü yetmez.</p>
<p align="justify">Zararlı böcekler, kemirici hayvanlar, özellikle keçiler, ağacın yeni süren  dal ve yapraklarını yiyerek ormanlara zarar verirler. Ormanlara zarar vermek,  ceza yasalarımıza göre suçtur. Orman suçları bağışlanmaz suçlardandır.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="75%">
<p align="justify">Ülkemizde ormanların korunması, ağaçlandırma işleri cumhuriyet yönetiminin  ilanından sonra ele alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı kuruldu. Her ilde valiler  başkanlığında orman yetiştirilmesi için bir kurul vardır. Bu kurul yörede  ormanların korunması ve yeni ormanlar yetiştirilmesi için kararlar alır ve  uygular. Her yıl Mart ayı içinde bir haftayı <strong>Orman Haftası </strong>olarak  duyurur. Haftanın bir günü <strong>Ağaç Bayramı </strong>olarak kutlanır. Uygun alanlar  		ağaçlandırılır. Yeni ormanların yetiştirilmesi için çalışmalar yapılır.</p>
</td>
<td width="25%">
<p align="right"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/OrmanHaftasi3.jpg" border="1" alt="" /></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p align="justify">Ormanların korunması, çevremizin ağaçlandırılması hem yurdumuzun, hem de  dünyamızın önemli bir sorunudur. Bu nedenle <strong>21 Mart Dünya Orman Günü</strong> olarak her yıl kutlanmaktadır.</p>
<p>Bizler de çevremizdeki ağaçların dallarım kırmayanın, fidanları sarsmayalım.  Ağaçları zararlı hayvanlardan koruyalım. Yeni fidanlar dikelim. Bu  etkinliklerimizi yaşam boyu sürdürelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet6.net/index.php/orman-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NEVRUZ BAYRAMI (21 Mart)</title>
		<link>http://www.sohbet6.net/index.php/nevruz-bayrami-21-mart/</link>
		<comments>http://www.sohbet6.net/index.php/nevruz-bayrami-21-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 20:39:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[özel günler]]></category>
		<category><![CDATA[21 mart]]></category>
		<category><![CDATA[bahar şenlik]]></category>
		<category><![CDATA[bahar şenlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[newroz]]></category>
		<category><![CDATA[newruz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet6.net/?p=266</guid>
		<description><![CDATA[
Okunma Sayısı: 1304
AVRASYA’NIN ORTAK BAYRAMI NEVRUZ

Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı &#8220;ana&#8221; olarak vasıflandıran Türk&#8217;ün düşünce sisteminde &#8220;baharın gelişi&#8221; elbette önemli bir yere sahip olacaktı.
Nevruz, Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır. Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"><font size="1" face="tahoma">Okunma Sayısı:</font><font size="1" color="red" face="tahoma"><b> 1304</b></font></p>
<p style="text-align: center;"><strong>AVRASYA’NIN ORTAK BAYRAMI NEVRUZ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sohbet6.net/wp-content/uploads/2008/09/nevruzhbr2209.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-267" title="nevruzhbr2209" src="http://www.sohbet6.net/wp-content/uploads/2008/09/nevruzhbr2209.jpg" alt="" width="220" height="242" /></a></p>
<p>Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı &#8220;ana&#8221; olarak vasıflandıran Türk&#8217;ün düşünce sisteminde &#8220;baharın gelişi&#8221; elbette önemli bir yere sahip olacaktı.</p>
<p>Nevruz, Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır. Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiatın insanlara tesir eden bir olayından doğduğuna inanılır.</p>
<p>Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı &#8220;ana&#8221; olarak vasıflandıran Türk&#8217;ün düşünce sisteminde &#8220;baharın gelişi&#8221; elbette önemli bir yere sahip olacaktı. Çünkü insan vücudu, baharda uyarıldığı kadar kışta uyarılmaz. İç karartıcı, yeknesak günlerin ardından doğan hareketli, pırıl pırıl güneşli, kuş ve hayvan sesleriyle kurulmuş ilâhî orkestranın musikisi insan hayatını canlandırır. Ayrıca ortaya çıkan rengârenk tablo kıştan bahara geçişi ne de güzel tasvir eder: &#8220;Bir yanda her tarafı kaplayan soluk, mat ve daha çok beyazın hakim olduğu renkler, diğer yanda yeşilin değişik tonları arasında baş veren bin bir renk cümbüşü&#8230; Birisi hareketsiz, şekilsiz; diğeri kıpır kıpır, şekil şekil, çiçek çiçek&#8230; Kış, sağır ve dilsiz; ilkyaz duygulu, coşkulu, kulaklara fısıldadığı nağmelerle cazibeli&#8230; Birinde tabiat hayat dolu, diğerinde donmuş, yeniden doğmak üzere uyuşmuş kalmış&#8230;</p>
<p>Genellikle Nevruz, yani Farsça &#8220;Yeni Gün&#8221; adını taşıyan bahar bayramı, insan ruhunun tabiattaki uyanışıyla birlikte kutladığı bir bayramdır. Böyle bir bayramın, yani mevsimlerin değişikliğinden doğan özel günlerin, başka başka adlar altında birçok milletin sosyal hayatında yer aldığı da bilinmektedir. Mesela, Hıristiyan âleminin dinî muhteva ile şekillendirerek ve Noel Baba sembolü ile karlar ülkesinden geyiklerin çektiği kızaklarla neşe ve ümitleri taşıdığı &#8220;Noel Bayramı&#8221; bunun farklı bir örneğini teşkil eder. Bu kutlamalarda yine bahara duyulan özlem &#8220;çam ağacı&#8221; motifi etrafında şekillendiriliyor. Aynı zamanda bir takvim değişikliğini de ifade eden bu kutlamalara baktığımızda Türk&#8217; ün kutladığı &#8220;bahar bayramı&#8221;nın da bir takvim değişikliğini yansıttığı görülüyor. Burada dikkati çeken husus &#8220;baharın başladığı zaman&#8221;dır. Türk, bu takvim değişikliğini &#8220;toprağın uyandığı gün&#8221; ile özdeşleştirmiştir. Kışın ortasında baharı kutlamaz. Türklerde bir tabiat, varoluş, diriliş bayramı niteliğinde olan Nevruz&#8217;un ruhî atmosferini ve eskiliğini anlayabilmek için kültürümüzün yıpranmış, tozlu ve pek okunmayan eski sayfalarına bir göz atmamız gerekiyor. Bu coşkuyu Türk kamları dualarında, niyazlarında şöyle ifade ediyorlar:</p>
<p>&#8220;&#8230; Yüce Göktanrı&#8217;nın ilk defa gürlediği, yağız yer, altmış türlü çiçeklerle ilk defa bezendiği, altmış türlü hayvan sürülerinin ilk defa kişnediği ve melediği zaman sen (Türk&#8217;ün Atası) yaradıldın!&#8221;</p>
<p>Bu sözler Türk&#8217;ün yaratılış felsefesinin, inancının, hayat tarzının ifadesidir. Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiattan doğduğundan bahsetmiştik. İşte millî bir bayram olan Nevruz da Müslüman olan ya da olmayan çeşitli Türk toplulukları arasında kamların dua ettikleri asırlar öncesinden günümüze kadar farklı farklı şekillerde, ama aynı ruhla hâlâ kutlanmakta. Bu bayram İslâmiyet&#8217;i kabul etmiş olan ilk Müslüman konargöçer Türk topluluklarında; sürgün avı, toy, şölen, yuğ vb. gibi İslâmiyet&#8217;le çatışmayan âdetlerden biri olarak devam edegelmiştir. Böylece bu ananeler günümüz Türk dünyasına ortak kültür mirası olarak intikal etmişlerdir. Gelenekler, tarihini kesinlikle tespit edemediğimiz dönemlerden kalmadır. Neden, niçin, nasıl gibi sorular sorulmadan atadan oğula kalmıştır. Gelenekler bu özelliğiyle millet bağını güçlendiren en önemli unsurlardan biridir. Baharın gelişinin kutlandığı bugün de böyle bir gelenektir.</p>
<p>Nevruz, çeşitli kültür çevrelerinde, farklı etnik gruplarda farklı bir muhtevaya ve anlama sahip olmuştur. Kültürler arasındaki iletişim sonucunda çeşitli kültürlere girmiş ve benimsenmiştir. Eldeki tarihi kaynaklardan hareketle en eski Türk adetlerinden, bayramlarından biri olduğu kesinleşmiştir. Yeni yılın başlangıcı, yenilik, coşku, canlanma gibi nitelikler hiç değişmeden günümüze kadar yaşadığı uçsuz bucaksız coğrafyalarda görülmektedir.</p>
<p>Çin kaynaklarından Kutadgu Bilig&#8217;e, Kaşgarlı Mahmud&#8217;dan Bîrûnî&#8217;ye, Nizâmü&#8217;ı Mülk&#8217;ün Siyasetname’sinden Melikşah&#8217;ın takvimine kadar, Akkoyunlu Uzun Hasan Bey&#8217;in kanunlarına kadar gelen bir çizgide Nevruz ile ilgili kayıtlar eldedir. Diğer taraftan Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmed, Safevi Türkmen Devletinin kurucusu Şah İsmail (Hataî), Osmanlılarda Sultan I. Ahmed ve Sultan Dördüncü Murad gibi hükümdarların, Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün; din adamlarımızdan Kazasker Bâki Efendi ve Şeyhülislam Yahya Efendilerin, şairlerimizden Kuloğlu, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Şükrü Baba, Hüsnü Baba, Fuzulî, Nev&#8217;î Efendi, Nef&#8217;î, Nedim, Hüseyin Suad ve Namık Kemal gibi şairlerimizin Fatih devri vezirlerinden Ahmed Paşa&#8217;nın; büyük Azeri şairi Şehriyar&#8217;ın ve büyük Türkmen şairi Mahdumkulu&#8217;nun uzun bir tarih boyunca Nevruz bayramının gelişini &#8220;Nevruziye&#8221; veya &#8220;Bahariye&#8221; denilen şiirlerle kutladıklarını da biliyoruz.</p>
<p>Ayrıca Nevruz&#8217;un Türk musikisinin en eski mürekkep makamlarından biri olarak da kültürümüzde yedi yüzyıldan fazla bir maziye sahip olduğunu da biliyoruz. Bu makam ilk defa Urmiyeli Safıyûddîn Abdulmü&#8217;mîn Urmevî (1224–1294) tarafından kullanılmıştır. Bu şekilde elimizde yirminin üzerinde makam bulunmaktadır.</p>
<p>Nevruz geleneği ne Sünnilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşilikle doğrudan doğuş bağlantısı olmayan, İslâmiyetten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani bir dinin veya mezhebin bayramı değildir. Bu yüzden de herhangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi bir ayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır.</p>
<p>1990 yılında bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri&#8217;nde Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan ile Rusya Federasyonu bünyesindeki Tataristan 21 Mart Ergenekon/Nevruz Bayramı&#8217;nı &#8220;Milli Bayram&#8221; olarak ilan etmişlerdir. Bu günün coşkuyla kutlanmasına büyük önem vermektedirler. Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon/Nevruz bayramı, her yönüyle Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş ananevi ve temeli beş bin yıllık Türk tarihine dayalı milli bir bayramdır. Türkiye&#8217;de de 1991 yılında Türk Dünyası ile birlikte ortak bir gün olarak resmi tatil olmaksızın bayram ilan edilmiştir.</p>
<p>Nevruz; Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan, Ergenekon&#8217;dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak &#8220;ortak kültür ocağı&#8221;nda binlerce ruhu ısıtacaktır. Avrasya’nın, Türk âleminin Nevruz toyu kutlu olsun, Nevruz gülleri geleceğe umutlar taşısın.</p>
<p><em><strong>Kaynak: </strong></em>Hatice Emel AŞA, Yeni Avrasya Dergisi, Mart-Nisan 2000</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet6.net/index.php/nevruz-bayrami-21-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nato günü</title>
		<link>http://www.sohbet6.net/index.php/nato-gunu/</link>
		<comments>http://www.sohbet6.net/index.php/nato-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 20:31:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[özel günler]]></category>
		<category><![CDATA[Nato]]></category>
		<category><![CDATA[Nato günü]]></category>
		<category><![CDATA[Nato haftası]]></category>
		<category><![CDATA[nato üye]]></category>
		<category><![CDATA[Nato üyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[nato üyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet6.net/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[
Okunma Sayısı: 126
NATO
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü anlamına gelen North Athlantic  Traty Organization olarak yazılan İngilizce aslındaki sözcüklerin  kısaltılmış şeklidir. Uluslararasında sık kullanılan bu kısaltılmış biçim artık  bir kısaltma olmaktan çıkmış, kendine özgün anlamı olan bir sözcük gibi  kullanılmaya başlanmıştır.





Uluslararası bir kuruluştur. Birleşmiş Milletler Örgütü&#8217;ne üye bazı uluslar 1949  yılında kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"><font size="1" face="tahoma">Okunma Sayısı:</font><font size="1" color="red" face="tahoma"><b> 126</b></font></p>
<p align="left"><span lang="de"><strong>N</strong></span><strong>ATO</strong></p>
<p align="justify">Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü anlamına gelen <strong>North Athlantic  Traty Organization</strong> olarak yazılan İngilizce aslındaki sözcüklerin  kısaltılmış şeklidir. Uluslararasında sık kullanılan bu kısaltılmış biçim artık  bir kısaltma olmaktan çıkmış, kendine özgün anlamı olan bir sözcük gibi  kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="27%"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/<a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/nato">Nato</a>Gunu2.jpg" border="1" alt="" /></td>
<td width="73%">
<p align="justify">Uluslararası bir kuruluştur. Birleşmiş Milletler Örgütü&#8217;ne üye bazı uluslar 1949  yılında kendi aralarında yeni bir birleşme ve dayanışma örgütü kurdular. Bu  örgütü Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Fransa, İngiltere, İzlanda,  Hollanda, Belçika, İtalya, Danimarka, Norveç ve Portekiz kurdu. Daha sonra  NATO&#8217;ya 1952 yılında Türkiye, 1954 yılında Yunanistan, 1982 yılında da Batı  Almanya ve ispanya katıldı. Bugün NATO&#8217;ya üye 16 ülke vardır.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="justify">Üye ülkeler tarafından savunma amacı ile kurulmuş olan bir örgüttür. Üye  devletlerin birinin saldırıya uğraması durumunda öbürleri saldırgan ülkeye karşı  işbirliği içinde savaşmayı kabul etmişlerdir. Üye devletler birbirlerini korur  ve kollarlar. Bu amaçla işbirliği yaparlar. NATO&#8217;nun amacı; barış düzenini  uluslararası güvenliği, sosyal gelişmeyi, üye ulusların özgürlüğünü korumak  olarak özetlenebilir. NATO amacına ulaşmak için çalışmalarını belli bir düzen  içinde yürütür.</p>
<p><strong>NATO&#8217;nun çalışma organları ve görevleri şunlardır:</strong></p>
<ul>
<li>
<p align="justify"><strong>NATO Konseyi:</strong> Üye ülkelerin sürekli temsilcilerinden ya da    dışişleri bakanlarından oluşur. NATO Genel Sekreterinin başkanlık ettiği bu    toplantılarda ekonomik, askeri, siyasal, kültürel konular görüşülür.<strong><br />
</strong></li>
<li><strong>Sekreterya:</strong> Genel Sekreter ve yardımcılarından oluşur. Görevi    NATO&#8217;nun günlük işlerini yürütmektir.<strong><br />
</strong></li>
<li>
<p align="justify"><strong>Askeri Komite:</strong> NATO&#8217;ya üye ülkelerin genel kurmay başkanlarından    oluşur. Askeri Komite NATO Konseyine bağlıdır. Askeri bakımdan en yüksek    kuruldur. Bu kurulda savunma sorunları görüşülür. Komite içinde Daimi Grup adı    ile anılan üçlü bir grup vardır. Bu grup yürütme organı işlevini görür. Görevi    NATO Komutanlarına gerektiğinde emir vermektir.</p>
</li>
</ul>
<p><strong>NATO&#8217;nun dört büyük komutanlığı vardır. Bunlar:</strong></p>
<ol>
<li>Avrupa Yüksek Komutanlığı,</li>
<li>Atlantik Yüksek Komutanlığı,</li>
<li>Manş Komitesi Komutanlığı,</li>
<li>Amerika, Kanada Bölgesi Komutanlığıdır.</li>
</ol>
<p align="justify">Her yıl 4 Nisan, NATO Günü olarak üye ülkelerde kutlanır. NATO Gününde,  NATO&#8217;nun kuruluşu, organları, amacı ve çalışmaları anlatılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet6.net/index.php/nato-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müzeler haftası</title>
		<link>http://www.sohbet6.net/index.php/muzeler-haftasi/</link>
		<comments>http://www.sohbet6.net/index.php/muzeler-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 20:29:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[özel günler]]></category>
		<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[müze gezileri]]></category>
		<category><![CDATA[Müzeler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzeler haftası]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı müze]]></category>
		<category><![CDATA[türk miras]]></category>
		<category><![CDATA[türk mirasları]]></category>
		<category><![CDATA[türk müze]]></category>
		<category><![CDATA[türk müzeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet6.net/?p=262</guid>
		<description><![CDATA[
Okunma Sayısı: 135
18-24 Mayıs tarihleri arası Müzeler Haftası’dır. Müzeler  Haftası&#8217;nda ülkemizin kültür varlıkları tanıtılır. Eski eserlerin korunması,  gereği anlatılır. Müzelerimiz gezilerek milli kültür ve tarih bilgimiz  zenginleştirilir. Hafta içinde açık oturumlar düzenlenir. Uzmanların konferans  vermeleri sağlanır. Okullarda Tabiat Varlıkları ve Müzeler köşesi hazırlanır, bu  köşede müzecilikle ilgili basında çıkan yazılar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"><font size="1" face="tahoma">Okunma Sayısı:</font><font size="1" color="red" face="tahoma"><b> 135</b></font></p>
<p align="justify">18-24 Mayıs tarihleri arası <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/muze">Müze</a>ler Haftası’dır. <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/muze">Müze</a>ler  Haftası&#8217;nda ülkemizin kültür varlıkları tanıtılır. Eski eserlerin korunması,  gereği anlatılır. <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/muze">Müze</a>lerimiz gezilerek milli kültür ve tarih bilgimiz  zenginleştirilir. Hafta içinde açık oturumlar düzenlenir. Uzmanların konferans  vermeleri sağlanır. Okullarda Tabiat Varlıkları ve <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/muze">Müze</a>ler köşesi hazırlanır, bu  köşede müzecilikle ilgili basında çıkan yazılar sergilenir.</p>
<p align="justify">Öğrencilerin  müzecilikle ilgili yazıları burada değerlendirilir. Çevrede bulunan eski eser  niteliğindeki belge ve kalıntılar bu köşede sergilenir.</p>
<p align="justify"><strong>Müze</strong>; sanat, bilim, tarih, kültürle ilgili eserlerin  halka gösterilmek için toplanıp sergilendiği yerlerdir.<br />
<strong>Eski eser</strong>; belge, anıt ve kalıntılardır. Eski eserler, bize, geçmiş  yıllarda insanların düşünüş, inanç, yaşayış ve yetenekleri hakkında bilgi  verirler. Geçmişi öğrenerek bugünü anlamamıza yardımcı olurlar.</p>
<div>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="25%"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/MuzelerHaftasi1.jpg" border="1" alt="" /></td>
<td width="75%">
<p align="justify">Eski eserlerin derlenip toplanması önce İngiltere’de  başlamıştır. imparatorluğun değişik yerlerinden toplanan belgeler, kalıntılar,  heykeller başkente getirilerek bugünkü müzenin ilk biçimi oluşturulmuştur. Daha  sonra Avrupa&#8217;nın öteki ülkelerinde de benzer çabaların gösterildiğini görüyoruz.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p align="justify"><a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/muzeler">Müzeler</a> başlangıçta halka açık değildi. <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/muzeler">Müzeler</a>den devlet  yöneticileri ile bilginler yararlanıyordu. 1850 yılından sonra müzelerdeki eski  eserler sergilenerek halkın ilgisine ve bilgisine sunuldu.</p>
<p align="justify">Yurdumuzda müze çalışmaları 1846 yılında Ahmet Fethi Paşa  tarafından başlatıldı. İlk müze İstanbul’da <strong>Aya İrini Kilisesi</strong>&#8216;nde  kuruldu. Daha sonra Osman Hamdi Bey zamanında yurdun çeşitli bölgelerinde  özellikle Nemrut Dağı&#8217;nda eski Sayda kentinde yapılan arkeolojik kazılardan  çıkan eserler İstanbul’a getirildi. Bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzesi kuruldu.  Osman Hamdi Beyin ölümünden sonra bu göreve Halit Eldem atandı. Onun zamanında  Türk İslam eserlerini içine alan «<strong>İslam Müzesi</strong>» kuruldu.</p>
<p align="justify">1924 yılında Topkapı Sarayı müze olarak hizmete açıldı. 1928  yılında Etnografya Müzesi tamamlanarak hizmete girdi. 1934 yılında Ayasofya müze  olarak hizmete sunuldu. Bu arada Konya, Bursa, Manisa, İzmir, Kayseri, Afyon,  Antalya, Edirne, Adana illerimizde müzeler açıldı. Açılan müzeler geliştirildi.  Eski müzeler onarıldı.</p>
<p align="justify">Cumhuriyet döneminde bir yandan müzeler açılırken öte yandan da  arkeolojik kazılar yapıldı. Roma Hamamı, Ahlatlıbel, Alacahöyük, Alişar,  Boğazlıyan kazıları ilk milli arkeolojik kazılardır. Bu kazılardan çıkan  eserler Ankara&#8217;da Anadolu Medeniyetleri Müzesi&#8217;ndedir.</p>
<p align="justify">Ülkemiz toprakları üstünde birçok uygarlıklar yaşanmıştır. Bu  uygarlıkların kalıntıları, anıtları belgeleri müzelerimizde sergileniyor.  Yurdumuzda bugün yüz yirmi yedi müzemiz vardır, bu müzelerde toplam iki milyonu  aşan eski eser sergilenmektedir.</p>
<div>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="66%">
<p align="justify">Yurdumuza gelen turistlerin büyük bir çoğunluğu bu müzelerimizi  gezmektedir. <a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/muzeler">Müzeler</a>imizi zenginleştirmek için bulduğumuz eski eserleri müze  yöneticilerine teslim etmeliyiz. Çevremizde izinsiz kazı yapılıyorsa durumu  ilgili makamlara bildirmek bir yurttaşlık görevidir.</p>
<p>Yurdumuzun tarihi değerlerine eski eserleri koruyarak sahip  çıkmalıyız. Bu onurlu bir yurttaşlık görevidir.</td>
<td width="34%">
<p align="right"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/MuzelerHaftasi2.jpg" border="1" alt="" /></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p align="center"><strong><br />
<span style="font-size: x-small;">MÜZELERİMİZ</span></strong></p>
<p align="justify"><strong>Aşağıda okuyacağınız yazıda müzeciliğimizin dünü ve bugünü  özet olarak değerlendiriliyor.</strong></p>
<p>Yüzyıldan fazla bir geçmişi olan Türk müzeciliği ilk zamanlar yalnız İstanbul’da  ve belirli bir kesime seslenirken sonradan yurt düzeyine yayıl­mıştır. Bugün  çağdaş batılı müzelerle boy ölçüşecek düzeye erişmiştir. Uzun bir süre  camilerde, medreselerde, yıkık binalarda çeşitli zorluklarla müzeciliğimizi  sürdüren Anadolu&#8217;nun müzecilerine bugün çok şey borçlu olduğu-muzu  belirtmeliyiz.</p>
<p align="justify">Eski ve yıpranmış müzelerimizin yerine kültür birikiminin zengin  olduğu il ve ilçelerde yapılan yeni modern müzelerimiz o kadar çoğalmıştır ki  ülkemizi ziyaret eden yabancı turistler bile bu gelişmeyi şaşkınlıkla  karşılamaktadırlar. Bu çoğalma Türkiye&#8217;de turizmin gelişmesine bağlanabilir..  Ya da kalkınma harekelerinin normal sonucu olarak kabul edilebilir.</p>
<p align="justify">Devletin bunca katkı ve ilgisine rağmen halkımızın müzelere olan  ilgisi üzülerek belirtelim ki aynı oranda olmamıştır. Özellikle büyük  müzelerimizde yerli ziyaretçi sayısı yabancılardan çok az olmuştur. Bunun  nedenleri arasında on beş, yirmi yıl öncesine kadar özellikle Anadolu  müzelerinin elverişsiz yapılarda ve tamamen bir depo görünümünde olmaları ve bu  duru­mun insan üzerinde yarattığı kötü iz olabilir. Durum şimdi öyle değildir.</p>
<div>
<table style="border-collapse: collapse; font-family: Tahoma; font-size: 8pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="27%"><img src="http://www.memocal.com/Resimler/MuzelerHaftasi3.jpg" border="1" alt="" /></td>
<td width="73%">
<p align="justify"><a href="http://www.sohbet6.net/index.php/tag/muzeler">Müzeler</a> artık geçmişle aramızda kültür köprüsü kurulan eğitim  yerleri olmuştur. Günümüzden yüzlerce yıl önce yaşamış insanların kültürleri,  yaşa­yış biçimleri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır. Müzeler yalnız  geçmişteki kültür varlıklarının sergilendiği yer değil, aynı zamanda Etnografya,  fen, doğa ve folklor müzelerinde yakın geçmişin sanat ve zeka ürünlerinin ortaya  konduğu yerlerdir.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p align="justify">Müzelerimizin görevlerinden biri kültürel varlıkları korumak ise  diğeri eğitimdir.</p>
<p align="justify">Polonya’daki bir müzenin önündeki şu yazı müzenin önemini çok  güzel açıklıyor «<strong>Geçmiş, gelecek içindir</strong>»</p>
<p align="left"><strong>Sabahattin TÜRKOĞLU</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet6.net/index.php/muzeler-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
